Antik Mısır’da Özel Mezarlar

Mısırlılar genelde mezarlarını Batı Çölü’ne inşa etme eğilimindeydiler. Zira güneşin her gece battığı bu yer, ölüler diyarı olarak addediliyordu. Sunu odası veya şapeli olan, erişimi kolay yer üstü bölüm ile yer altındaki mühürlü mezar odası, Şapelde rahipler ve aile üyeleri, ölünün ruhunun çıkıp besinleri aldığına inanılan bir “sahte kapı” karşısında adak olarak getirdikleri yiyecek ve içecekleri sunarlardı.

Eski ve Orta Krallıklar’da devlet görevlilerinin mezarları da kralın sonraki kutlu yaşamından pay alsınlar diye, kraliyet piramitlerine yakın, seçkin mezarlıklarda resmi biçimlerde dizilirdi. Altıncı Hanedanlık sonunda devletin çöküşünden sonra Orta ve Yukarı Mısır prensliklerinde Nil sınırındaki uçurumlara oyulmuş kaya mezarları yaygınlaşmaya başladı.

Buralarda şapellere oyma resimli rölyefler yapılır, rölyeflerde ise mezar sahibinin adakları kabul edişi, tarım veya el sanatı ile uğraştığı ya da avcılık yapıp balık tuttuğu betimlenirdi. Yeni Krallık döneminde cenaze metinlerine erişim arttıkça özel mezar duvarlarında cenaze ziyafetlerine, bayramlara, Osiris, Anubis ve Hathor gibi ölümden sonraki yaşamla ilgili tanrılara dair yeni tören ve din imgeleri belirdi.

Dünyevi konutlar, çamur tuğlalar gibi dayanıksız malzemelerden yapılırken, mezarlar, edebiyete intikal edecek evler sayıldıklarından dayanıklı taşlardan yapılıyordu.

Asiller ve üst düzey devlet memurları kayalara oyulan mezarlara gömülebilirdi. Büyük maharetle yapılan süslemeler genelde Osiris imgesi içerirdi.

paylaş:

Yorum Yap